Türkiye’nin İlk Milli Kütüphanesi
İnsanoğlu yazıyı icat ettiğinden bu yana yazmış ve yazdıklarını biriktirmiştir. Özel koleksiyonlarda korunarak zamanla kütüphanelere dönüştürülen bu kayıtlar, gelecek nesillere tarihin ve medeniyetlerin sırlarını taşımaktadır.Ne yazık ki depremler, yangınlar ve savaşlar, Mezapotamya, Mısır ve Anadolu’da çok sayıda zengin kütüphanenin yok olmasına sebep olmuştur. İskenderiye dünyanın her yerinde yakılan kütüphanesiyle tanınır. Anadolu’da Bergama ve Efes de sonraları yok olan kütüphaneleriyle ünlüydü. Osmanlı İmparatorluğu da, gerek yükselme, gerekse diğer devirlerinde zengin kütüphanelere sahipti. Başta padişahlar olmak üzere, valide sultanlar, sadrazamlar ve diğer ileri gelenler tarafından kütüphaneler kurulmuştu. Saray ve tekkelerde de zengin koleksiyonlara sahip kütüphaneler vardı.
Ancak son zamanlarda birbiri ardınca çıkan savaşlar ve isyanlar, bu kütüphanelerin büyük zarar görmesine yol açmış, dağılan ve yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalan koleksiyonların bir merkezde toplanarak korumaya alınması acil bir ihtiyaç haline gelmişti. Türkiye’de bir Millî Kütüphane kurma fikri ilk defa Tahir Münif Paşa tarafından seslendirildi. 1871 yılında, Maarif Meclisi başkanlığında bulunduğu sırada bu konuda bir de lâyiha kaleme almıştı. On yıl sonra, aydınlar ve bazı devlet adamları, devlet eliyle, geniş kitlelere hizmet sunabilen, ülkede basılan bütün eserlerin toplanabileceği, satın alma ve bağışlarla sürekli zenginleşebilecek bir kütüphane kurmak için harekete geçtiler (27 Eylül 1882).
Böyle bir kütüphanenin ne kadar önemli olduğunu hemen kavrayan Sultan II. Abdülhamid’in iradesi de çıkınca, mekân olarak seçilen II. Beyazıt külliyesi imaret kısmı restore edildi ve literatüre “ilk millî kütüphane” olarak geçen Kütüphane-i Umumî-i Osmanî, bugünkü adıyla Beyazıt Devlet Kütüphanesi, 24 Haziran 1884 tarihinde raflarına bir takım Naima Tarihi konulmak suretiyle dualarla açıldı. II. Abdülhamid, kütüphanenin açılması için şahsi bütçesinden da yardımda bulunmuştu. stanbul Üniversitesi, Beyazıt Camii ve tarihî Sahaflar Çarşısı arasında, Beyazıt Meydanı’na bakan tarihî binada 1884 yılından beri hizmet veren Beyazıt Devlet Kütüphanesi, devlet eliyle kurulan ve oluşum şartları bütün ayrıntılarıyla bilinen ilk kütüphanemizdir.
Kuruluşunun üçüncü yılında kitap sayısı 4164, otuzuncu yılında ise 23.320’e ulaşan bu kütüphanenin önemi, Türkiye’ye matbaanın girişinden Harf Devrimi’ne kadar geçen 200 yılda 40 bin kadar kitap basıldığı göz önüne alınırsa, daha iyi anlaşılacaktır. 21 Haziran 1934 tarihinde çıkan 2527 sayılı Derleme Kanunu’ndan yararlanan altı kütüphanede biri de Beyazıt Devlet Kütüphanesi’ydi. 1961 yılında toplanan 7. Milli Eğitim Şurası’nda özel bir statüye kavuşturularak bir devlet ve derleme kütüphanesi olarak yeniden teşkilatlandırılan bu kütüphane, Derleme Kanunu yürürlüğü girdikten sonra basılı eser akışı olağanüstü hızlandığı için zamanla yer darlığı çekmeye başlamış, bu yüzden okuyucularına sağlıklı hizmet veremez hale gelmişti. 1974 yılında bitişiğindeki eski Dişçilik Mektebi’ni alınınca mekân olarak epeyi rahatladı.
1205 metre kare üzerine üç katlı olarak planlanan bina ortadan ikiye ayrılmış, bir kısmına idare ve okuma salonları yapılır, diğer kısmına ise bir milyondan fazla kitabı alacak şekilde altı kat çelik konstrüksiyon depo inşa edilmiştir. Ülkemizde uluslararası ölçüdeki kataloglama işinin takibine de ilk defa Beyazıt Devlet Kütüphanesi’nde başlanır. 1942 yılında kütüphaneye 48 gözlü iki adet katalog dolabı yaptırılır. Ancak bu dolaplardaki katalog fişlerini yazacak araç-gereç yoktur. Bütün imkânsızlıklara rağmen 1943-1944 yıllarında İstanbul’da ilk defa kitap ve yazar adına göre iki ayrı fiş katalogu düzenlenir. Ne var ki koleksiyonu sürekli genişleyen kütüphane için bunlar da yetersiz kalır.
Beyazıt Devlet Kütüphanesi, koleksiyonunda bulundurduğu, 11 bin 120 adedi yazma olmak üzere 40 bin’in üstünde nadir eser, 26 bin çeşit dergi, Türkiye’de çıkan bütün gazeteler, 500 bini aşkın yeni harfli kitap, harita, afiş, banknot, nota, posta kartı, pul, plak, ses kaseti, CD, film olmak üzere dünyanın sayılı, Türkiye’nin ise en önemli kütüphanelerinden biri konumuna ulaşmıştır.
Kütüphanenin ikinci katına görme engelli okuyuculara hizmet vermek amacıyla 1992 yılında özel bir bölüm açıldı. Açıldığı günlerde bir teyp ve bir mikrofonla gönüllü okuyucular tarafından kasetlere kitapların okunduğu bu bölümde bugün son teknoloji ile donatılmış altı adet özel yalıtımlı ses kayıt odası vardır ve doğrudan dijital ortama kayıt yapılmaktadır.
Kütüphane ile ilgili ayrıntılı bilgiyi şu lihkten bulabilirsiniz:
http://www.beyazitkutup.gov.tr/index.htm







Yorum Yazın